Güfte M



(M)

 

DEDE EFENDİ / HİCAZ / EVFER / ŞARKI

Mah yüzüne âşıkanım / Tâze bitmiş gül fidanım

Efendim nazlı cânânım / Seni gayet sevdi cânım

Severim yoktur yalanım

 

Hoş edâlı nâzik perî / Görenler olur müşterî

Cânım desem vardır yeri / Seni gayet sevdi cânım

Severim yoktur yalanım

 

Ey taze gül fidanım, ay kadar güzel yüzüne tutuldum. Efendim, nazlı sevgilim, seni çok sevdim. Seviyorum, yalanım yok. Öyle hoş edâlı, nâzik ve peri kadar güzel ki, görenler hemen onu ister. Ona canım desem, hiç fazla değildir. Seni çok sevdim. Seviyorum, yalanım yok.

 

KEMANÎ SALİH EFENDİ  / HÜZZAM / CURCUNA / ŞARKI

Mahzûn gönül heyhât şâd olacak mı sanıyorsun

Vâ-esefâ bîçâre gönlüm eyvâh aldanıyorsun

Bu kadar cevr ü cefâya bilerek katlanıyorsun

Ben neden düştüm bilmem böyle bir âteş-pâreye

Vâ-esefâ bîçâre gönlüm eyvâh aldanıyorsun

 

Üzgün gönlüm, boşuna sevineceğini mi sanıyorsun? Yazıklar olsun, çaresiz gönlüm, eyvah ki aldanıyorsun. Bunca eziyete ve acıya bilerek katlanıyorsun. Ben neden düştüm bilmem, böyle bir ateş parçasına? Yazıklar olsun, çaresiz gönlüm, eyvah ki aldanıyorsun.

 

SÂDİ IŞILAY / HÜZZAM / AKSAK / ŞARKI

Mânâda güzel ruhta güzel tende güzelsin

Ey sevgili sen elde değil bende güzelsin

Neş’en de hoş ammâ bana giryende güzelsin

Ey sevgili sen elde değil bende güzelsin

Güfte: Rüştü Şardağ

 

İçyüzünde, ruhta ve tende güzelsin. Ey sevgili, sen başkasında değil, bende güzelsin. Neşeliyken de hoşsun, ama ağlarken daha güzelsin. Ey sevgili, sen başkasında değil, bende güzelsin.

 

KEMANÎ TATYOS EFENDİ / HİCAZKÂR / CURCUNA / ŞARKI

Mânî oluyor hâlimi takrîre hicâbım

Üzme yetişir üzme firâkınla harâbım

Mahvoldu sükûnum beni terkeyledi hâbım

Üzme yetişir üzme firâkınla harâbım

Güfte: Leylâ Hanım

Mahcubiyetim, halimi anlatmayı engelliyor. Ne olur üzme, ayrılık acınla harap oldum. Rahatım kaçtı, uykularım beni terk etti. Ne olur üzme, ayrılık acınla harap oldum.

 

CİVAN AĞA / HİCÂZ / SENGÎN SEMÂÎ / ŞARKI

Mecnûn gibi sahrâ-yı cünûn içre yerim var

Zülf-i gam-ı Leylâ ile bin derd-i serim var

Sevdâ-yı muhabbetle şakır bülbül-i aşkım

Gülzâr-ı reh-i yâre benim nâlelerim var

Tıpkı Mecnun gibi, yerim delilik çölleridir. Leylâ’nın saçlarının gamıyla bin türlü baş belâsına düşmüşüm. Sevda ve muhabbet yüzünden şakıyan aşk bülbülüyüm. Sevgilinin yolu olan gül bahçelerine benim feryatlarım var.

 

HACI ÂRİF BEY / HÜZZAM / TÜRK AKSAĞI / ŞARKI

Meftûn olalı sen şeh-i hûbân-ı cihâne

Atf-ı nazâr etmem çemenistân-ı zamâne

Hayrân edeli aşk beni hüsnündeki âne

Aşkın elemi kaddimi döndürdü kemâne

Hûn-i dilimiz başladı gözden cereyâne

Dünyanın bütün güzellerinin şahı olan sana tutulalı, zamanenin bahçelerindeki çiçeklere bakmam. Aşk, beni güzelliğindeki cazibeye hayran edeli, üzüntümden vücudum yay gibi büküldü ve gönlüme oturan kan gözlerimden akmaya başladı.

 

AHMET MİTHAT BEY / KÜRDÎLİHİCAZKÂR / CURCUNA / ŞARKI

Meftûnun oldum ey vech-i ahsen

Ayrılmam artık bir lâhza senden

Vazgeçmem artık billâhi senden

Yandım tutuştum cân ü ciğerden

Ayrılmam artık bir lâhza senden

Vazgeçmem artık billâhi senden

 

Ey güzel yüzlü, sana vuruldum. Artık bir an bile senden ayrılmam. Andolsun ki senden vazgeçmem. Senin için candan ve ciğerden tutuştum. Artık bir an bile senden ayrılmam. Andolsun ki senden vazgeçmem.

 

KEMANÎ RIZA EFENDİ / ŞEHNAZ / AĞIR EVFER / ŞARKI

Merâmı andelîbin vasl-ı güldür

Gönüldür bu gönüldür bu gönüldür

N’olur sen de beni bir kerre güldür

Gönüldür bu gönüldür bu gönüldür

Güfte: Sermed Efendi

 

Bülbülün isteği güle kavuşmaktır. Yani gönül budur, sevgiliye kavuşmak ister. Ne olur, sen de beni bir kerecik olsun güldür. Gönül budur, sevgiliye kavuşmak ister.

 

LAVTACI OVRİK EFENDİ / HİCAZKÂR / CURCUNA / ŞARKI

Mestim bu gece sen de bana mest olarak gel

Peymâne-i şevkim gibi sevdâ dolarak gel

Bilsen ne kadar döktü firâkınla gözüm yaş

Ey gül şu solan rûyimi gör de solarak gel

Bu gece sarhoşum, sen de bana sarhoş olarak gel. Sevinçli ve mutlu kalbim gibi sevdayla dolarak gel. Bilsen, ayrılığınla gözüm ne kadar yaş döktü. Ey gül, şu solan yüzümü görüp de solarak gel.

 

 

HACI ÂRİF BEY / NİHÂVEND / AKSAK / ŞARKI

Meyler süzülsün meydâne gelsin

Meclîs donansın peymâne gelsin

Mahmûr-ı nâzım cevlâne gelsin

Âhû  bakışlım seyrâne gelsin

İçkiler süzülsün ve meclise getirilsin. Ortalık donatılsın, kadehler getirilsin. Naz sarhoşu olan o güzel ortada dolaşmaya başlasın. Ceylân bakışlı sevgiliyi seyredelim.

 

DEDE EFENDİ / SULTÂNÎYEGÂH / ZENCÎR / BİRİNCİ BESTE

Misâlini ne zemîn ü zemân görmüştür

Nâzenîni ne mekîn ü mekân görmüştür

O mihr-i burc-ı adâletsin ey şeh-i devrân

Ne bir âdillîğin çeşm-i cihân görmüştür

 

Bir benzerini yeryüzü ve zaman görmemiştir. Eşini benzerini bir kimse ve bir mekân görmemiştir. Ey zamanın şâhı, o adalet burcusun ki, adaletinin ve doğruluğunun örneğini dünyanın gözü görmemiştir.

 

ŞEVKİ BEY / YEGÂH / AKSAK / ŞARKI

Mu’tâd edeli giryeyi zevke hevesim yok

Ağlar gezerim hemdem-i hem-mültemesim yok

Takrîr-i merâm etmeye artık nefesim yok

Feryâd ederim boş yere feryâd-resim yok

Feryâd ki feryâda dahî gayrı sesim yok

Güfte: Mehmet Sâdi Bey

 

Ağlamayı alışkanlık haline getireli zevke hevesim yok. Ağlar gezerim, bir dostum ve bir kayıranım yok. Derdimi anlatacak nefesim bile kalmadı. Boş yere feryat ederim, çünkü feryadıma yetişecek kimse yok. Feryat ederim diyorsam da aslında feryat edecek sesim dahi yok.

 

RÂKIM ELKUTLU / HÜSEYNÎ / DÜYEK / NAKIŞ BESTE

Müheyyâ oldu meclîs sâkîyâ peymâneler dönsün

Bu bezm-i rûh-bahşın şevkıne peymâneler dönsün

Dilâ câm-ı şarâb-ı aşk-ı yârı öyle nûş et kim

Felekler güm güm ötsün başına humhâneler dönsün

Güfte: Bâkî

 

Ey içki dağıtan güzel, meclis hazır; kadehler gelsin. Bu cana can katan toplantının neşesine, kadehler gelsin.Ey gönül, aşk şarâbını öyle iç ki; sen değil gökyüzü sarhoş olsun, çınlasın,  şarap mahzeni feleğin başında dönsün.

 

HACI ÂRİF BEY / RAST / AKSAK / ŞARKI

Mükedder derd-i peyderpeyle şimdi

Gönül eğlenmiyor bir şeyle şimdi

Ne meyle ne nevâ-yı neyle şimdi

Gönül eğlenmiyor bir şeyle şimdi

Güfte: Mehmet Sâdi Bey

 

Gönül, birbirinin ardı sıra, yavaş yavaş gelen dertlerle yüklü, onun için hiçbir şeyle eğlenmiyor, teselli bulmuyor. Gönül, ne içkiyle, ne ney sesiyle avunabiliyor; hiçbir şeyle teselli bulmuyor.