Güfte E
ALİ RİFAT ÇAĞATAY / HÜSEYNÎ / CURCUNA / ŞARKI
Edâlı bir yosma karârım aldı
Beni Mecnûn gibi sahrâya saldı
Gönül gam içinde bunaldı kaldı
Ağlarım sızlarım hâlimi bilmez
Âşıkın mihneti artar eksilmez
Güfte: Sâmih Rifat Bey
 
Nazlı bir güzel beni kendine bağladı; Mecnun’a çevirip çöllere saldı. Gönlüm gam içinde bunaldı kaldı. Ağlayıp sızlasam da halimi anlamaz. Sevenin derdi artar, eksilmez.
 
 
HACI ÂRİF BEY / SÛZNÂK / AKSAK / ŞARKI
Edemem kimseye hâlim hikâyet
Gönül senden kime etsem şikâyet
Neler çektim elinden -nihâyet
Gönül senden kime etsem şikâyet
Güfte: Mehmet Sâdi Bey
 
Hâlimi kimseye anlatamam. Ey gönül, senden kime şikâyet etsem? Elinden neler neler çektim. Gönül, senden kime şikâyet etsem?
 
 
DEDE EFENDİ / FERAHFEZÂ / AĞIRAKSAK / ŞARKI
El benim çün seni sarmış biliyor
Bu yalan kuluna pek güç geliyor
 
İftirâ sözleri bağrım deliyor
Bu yalan kuluna pek güç geliyor
Güfte: Şemseddin Sıvâsî
 
Eller, benim için ‘seni sarmış’ diye biliyor ama bu bir yalan ve bu yalan ağırıma gidiyor. İftira sözleri bağrımı deliyor. Bu yalan ağırıma gidiyor.
 
RAHMİ BEY / MÂHUR / CURCUNA / ŞARKI
Esîr ettin beni ey dil-pesendim
Senin zencîr-i zülfündür kemendim
Eşin yoktur güzelsin -menendim
Sana bin cân ile vallahi bendim
Güfte: Rahmi Bey
 
Ey gönlümün sevdiği! Beni esir ettin. Saçlarının zinciri beni bağlayan kement oldu. Öyle güzelsin ki eşin benzerin yoktur. Vallahi, sana bir değil bin can ile bağlıyım.
 
ŞEVKİ BEY / UŞŞAK / CURCUNA / ŞARKI
Esîr-i zülfünüm ey yüzü mâhım
Gece doğmuş benim baht-ı siyâhım
Güzel gün görmeye var iştibâhım
Gece doğmuş benim baht-ı siyâhım
Ey ay yüzlüm, saçlarının esiriyim.
 
Herhalde gece doğmuş olacak ki, bahtım bu kadar kara. Bir tek güzel gün göreceğimden dahi şüpheliyim. Benim kara bahtım, gece karanlığında dünyaya gelmiş. 
 
RAHMİ BEY / ISFAHÂN / CURCUNA / ŞARKI
Etme -hûde figan vazgeç gönül
Gel bu sevdâdanhemân vazgeç gönül
Olmasın hâlin yamân vazgeç gönül
Gel bu sevdâdanhemân vazgeç gönül
Güfte: Recâizâde Mahmut Ekrem
 
Boşuna feryat etme, vazgeç gönül. Gel, bu sevdadan hemen vazgeç gönül. Halin yaman olmasın, vazgeç gönül. Gel, bu sevdadan hemen vazgeç gönül. 
 
LEYLÂ HANIM / MÂHUR / AĞIRAKSAK / ŞARKI
Etmedin asla terahhum pek çok üzdün cânımı
Yıktın artık ey vefâsız hâtır-ı vîrânımı
Sönmez âteşlerle yaktın sabr-pâyânımı
Yıktın artık ey vefâsız hâtır-ı vîrânımı
Güfte: Leylâ Hanım
 
Hiç merhamet etmedin ve beni çok üzdün. Ey vefasız! Zaten yıkılmış olan gönlümü tamamen yıktın. Dayanaksız kalmış sabrımı sönmez ateşlerle yaktın. Ey vefasız! Zaten yıkılmış olan gönlümü tamamen yıktın.
 
EBÛBEKİR AĞA / SEGÂH / YÜRÜKSEMÂÎ / YÜRÜKSEMÂÎ
Etti o güzel ahde vefâ müjdeler olsun
Ey âşık-ı şûrîde sana müjdeler olsun
Vâ’deyledi bir gece nihânî gelecektir
Ben kuluna ey mehlika müjdeler olsun
O güzel, sözünü tuttu; müjdeler olsun.
 
Ey perişan âşık, sana müjdeler olsun. Söz verdi, bir gece gizlice gelecek. Ey ay yüzlü sevgili, ben kuluna müjdeler olsun.
 
S. ZİYÂ ÖZBEKKAN / SABÂ / YÜRÜKSEMÂÎ / YÜRÜKSEMÂÎ
Ey bâdsabâ yâr ile vuslat ne zamandır
Bir kerresuâl eyle ki ruhsat ne zamandır
Dağ olsa bile eyleyemez hicre tahammül
Taş olsa erir âteş-i hasret ne zamandır
Güfte: Kayserili Pesendî
 
Ey sabah rüzgârı, sevgiliye ne zaman kavuşacağım? Ona bir kere sor, ne zaman izin verecek? Ayrılık acısına dağ bile dayanamaz. Bu bitmez hasret karşısında taş olsa erirdi.
 
MEDENÎ AZİZ EFENDİ / HİCAZ / TÜRKAKSAĞI / ŞARKI
Ey çerh-i sitem-ger dil-i nâlâna dokunma
Hicr âlemidir ettiğim efgane dokunma
Ey tiğ-i elem yâreledin cismimi bâri
Cânânıma nezreylediğim câna dokunma
Güfte: Âşık Ömer
 
Ey zâlim felek, ağlayan gönlüme dokunma. Ayrılık acısından ettiğim feryada dokunma. Ey elem kılıcı, hadi bedenimi yaraladın; hiç olmazsa sevgiliye adadığım canıma dokunma.
 
ŞEMSEDDİN ZİYÂ BEY / SÛZİDİL / SENGÎNSEMÂÎ / ŞARKI
Ey gonca açıl zevkini sür faslbahârın
Ben bülbülüyüm sen gülüsün bağ-ı mesârın
Gûş eyle nevâ- dilini gamlı hezârın
Ben bülbülüyüm sen gülüsün bağ-ı mesârın
Güfte: Şemseddin Ziyâ Bey
 
Ey sevgili, açıl, bahar mevsiminin zevkini yaşa. Ben bağların, bahçelerin bülbülüyüm, sen ise gülüsün. Gamlı bülbülün gönül sesine kulak ver. Ben, bağların, bahçelerin bülbülüyüm, sen ise gülüsün. 
 
DEDE EFENDİ / NEVÂ / YÜRÜK SEMÂÎ / YÜRÜK SEMÂÎ
Ey gonca-dehenâh-ı seherden hazer eyle
Âyine-i mihr-i ruhunu -keder eyle
Ey bülbül-i hoş-lehcegezüb nağme-ser-âyâ
Her kûşedesad cilve-nümâ işveler eyle
Ey gonca ağızlı, sabahın âhından sakın.
 
Yanaklarının güneş gibi ışıltılı aynasını kederden uzak tut. Ey tatlı dilli bülbül, baştan ayağa nağmelerle gezip, her köşede yüzlerce cilveli edalar göster.
 
DEDE EFENDİ / HÜZZAM / ÇİFTESOFYAN / ŞARKI
Ey gül-i bağ-ı edâ / Sana oldum mübtelâ
Gel bana eyle vefâ / Sana oldum mübtelâ
Sevdiğim saydığım / Sana oldum mübtelâ
Aman ey nev-resfidân / Yandı cânım el’amân
Bu sözüme gel inan / Sana oldum mübtelâ
Sevdiğim saydığım / Sana oldum mübtelâ
 
Ey naz bağının gülü, sana tutuldum. Gel, bana vefa göster, sana tutuldum. Sevdiğim, saydığım, sana tutuldum.Ey taze fidan, yardım et. Canım yandı, yeter! Gel, bu sözüme inan, sana tutuldum. Sevdiğim, saydığım, sana tutuldum.
 
AHMET IRSOY / HÜZZAM / AKSAK / ŞARKI
Ey hüsn-i cemâl âleme sen darb-ı meselsin
Âşıkları âşüfte eden nazlı meleksin
Yoktur şu cihanda sana fâik ne güzelsin
Her sadresezâ-vâr olacak gonca çiçeksin
Güfte: Hâfız Hâlid Bütek
 
Ey güzeller güzeli, sen dünyaya gönderilmiş bir özlü söz gibisin. Âşıkları deli eden bir nazlı meleksin. Öyle güzelsin ki şu dünyada senden üstün kimse yoktur. Her göğse yakışacak bir taze çiçeksin.
 
DEDE EFENDİ / FERAHFEZÂ / FRENGÎ FER / İKİNCİ BESTE
Ey kāşı kemân tîr-i müjen cânıma geçti
Peykânlarının her biri bir yânıma geçti
Bu kecnigehesabr ü tehammül nice mümkîn
Evvel nazarın sîne-i sûzanıma geçti
Güfte: Balıkesirli Şeyh Abdullah Salâhî
 
Ey sevgili, yay gibi kaşlarınla attığın kirpiklerinin okları canımı vurdu. O okların uçlarının her biri vücudumun bir yerine saplandı. Bu yan bakışa sabır ve tahammül nasıl mümkün olabilir? Önce bakışların yanan bağrıma işledi. 
 
DEDE EFENDİ / ACEMAŞÎRAN / SENGÎNSEMÂÎ / AĞIRSEMÂÎ
Ey lebleri gonca yüzü gül serv-bülendim
Ey gamzesi âşûb-i cihân şâh-ı levendim
Bend eyledi sevdâ- muhabbet beni cânâ
Rahm eyle benim hâlime ey zülf-i kemendim
 
Ey dudakları gonca ve yüzü gül gibi güzel, servi boylu sevgilim, ey bakışları dünyayı altüst eden levent endamlıların şâhı sevgilim, aşkın ve sevdan beni bağladı. Ey kement saçlım, halime biraz olsun acı. 
 
NÛMAN AĞA / HİSARBÛSELİK / AKSAK / ŞARKI
Eyle kerem uşşâkına ağlatma amân
Teşrîf eyle bezmimizi bu gece hemân
Âteş-i aşkınla cânâ bu tenim sûzân
Âsumâna çıktı âhım ey kaşı kemân
 
Bir lûtuf göster de âşıklarını ağlatma. Bu gece hemen meclisimizi şereflendir. Ey sevgili, aşkının ateşiyle bedenim yanıyor. Ey hilâl kaşlı, feryadım göklere yükseldi.İ
 
SMAİL HAKKI BEY / HİCAZ / YÜRÜKSEMÂÎ / ŞARKI
Ey mehlika ey gül beden
Mahvoldu cismim nâleden B
u iltifatsızlık neden
Küstüm sana gayetle ben
Hüsnü güzel bir nevcivân
Hiç görmemiş çeşm-i cihân
Âşık olur gören hemân
Varsa eşi işte meydân
 
Ey ay yüzlü, gül vücutlu güzel, feryat etmekten tükendim. Neden bana lûtufta bulunmuyorsun? Sana çok darıldım.Öyle güzel bir sevgili ki böylesini dünya görmemiştir. Gören hemen âşık olur. Bir eşi daha varsa, işte meydan.
RAHMİ BEY / KÜRDÎLİHİCAZKÂR / SOFYAN / ŞARKI
Ey mutrib-i zevk-âşinâ
Bir şarkı yaptım ben sana
Reftârı tarzı nev-edâ
Bir şarkı yaptım ben sana
Çal söyle eğlen dâimâ
Güfte: Rahmi Bey
 
Ey zevk nedir bilen mutrıb (çalıp söyleyen), sana, gidişi, tarzı ve edası yeni bir şarkı yaptım. Daima çalıp söyle ve eğlen. 
 
LEYLÂ HANIM / HÜZZAM / AĞIR AKSAK / ŞARKI
Ey sabâhhüsn ü ânın âfitâbenveri
Ey zarâfet bağının şen bülbülü nâzik teri
Yokken asla gönlümün kalb-i lâtîfinde yeri
Ben bu hâlimle ne sevdim sen gibi bir dilberi
 
Ey güzellik sabahının parlak güneşi. Ey zarâfet bağının şen bülbülü nazik sevgili.
Gönlümün iyilik dolu kalbinde asla bir yeri yokken, bu halimle senin gibi gönül çalan bir güzeli niye sevdim?  
 
TANBURÎ İSAK / ŞEDD-İ ARABÂN / HAFÎF / BESTE
Ey safâ’- ârızından çeşme-i hurşîd-âb
Şûle-i şem’-i cemâlin nûru imiş âf-tâb
Sanma şebnemdir düşen mihr-i ruhundan subh-dem
Kubbe-i gerdûn çıkardı tâb’-ı âhımdan gül-âb
Güfte: Bâkî
Ey yanağının berraklığında, sonsuz hayat iksirinin çeşmesi olan sevgili. Güneş, senin güzelliğinin ışığından yansıyan nurdur. Sabah vakti yeryüzü, senin güneş gibi parlak yanağın sebebiyle kırağıyla dolmadı; onlar benim âhımın hararetiyle gökkubbenin, oluşturduğu gülsularıdır.  
 
ŞAKİR AĞA / FERAHNÂK / AĞIR AKSAK SEMÂÎ / ŞARKI
Ey şâh-ı melek-huy kadd-i bâlâ- Ferahnâk
Vechinde muharrer senin imzâ- Ferahnâk
Teşrîf-i kudûmun şeref-efzâ- Ferahnâk
Cennet gibidir işte bu nev--Ferahnâk 
 
Ey melek huylu şah, sevinç veren yüce boylu Ferahnâk’in imzası senin yüzünde yazılıdır. Ayak basarak teşrifin, Ferahnâk’in artan şerefidir. İşte bu yeni Ferahnâk’in mekânı, cennet gibidir.
 
LEM’İ ATLI / KÜRDÎLİHİCAZKÂR / SEMÂÎ / ŞARKI
Ey şûh-i ser-tâb ey dürr-i -yâb
Rakseylemekten oldun mu -tâb
Devreyliyorsun mânend-i mehtâb
Rakseylemekten oldun mu -tâb
 
Ey pırıltılı güzel, ey bulunmaz inci. Raksetmekten yorgun mu düştün? Mehtap gibi dönüp duruyorsun. Raksetmekten yorgun mu düştün? 
 
DEDE EFENDİ / ŞEHNÂZ / AKSAK SEMÂÎ / ŞARKI
Ey verd-i râ’nâşûh-i melek-veş
Hüsn ü cemâlin gayetle dil-keş
Mümkün değildir bulmak sana eş
Yakdın derûnummânend-i âteş 
Ey güzel gül, melek gibi güzel sevgili.
 
Güzelliğin ve yüzün son derece gönül çekici. Sana bir benzer bulmak mümkün değildir. Kalbimin derinliklerini ateş gibi yaktın.