Güfte H
GİRİFTZEN ÂSIM BEY / RAST / MÜSEMMEN / ŞARKI

Hâb-gâh-ı yâre girdim arz için ahvâlimi

Bir perîşân hâlini gördüm unuttum hâlimi

Sâkiten icrâ ederken dîde eşk-i âlimi

Lebleriyle sînesinde gizlenen âmâlimi

Leblerimle topladım tebrîk edin ikbâlimi

Güfte: Mustafa Reşit Bey Hallerimi anlatmak için sevgilinin uyuduğu odaya girdim ama onun perişan halini görünce kendi halimi unuttum. Gözlerim, kanlı yaşlarımı sessizce akıtırken, dudaklarında ve kalbinde gizli olan emellerimi, dudaklarımla topladığım için, mutluluğum ve talihim tebrik edilmelidir. 

 

 

UDÎ SÂMİ BEY / SULTÂNÎYEGÂH / AKSAK / ŞARKI

Hâbîde olan tâlî’-i nâ-sâzım uyandı

Ettiklerine şûh-i sitemkârım utandı

Attı kolunu boynuma mestâne uzandı

Dil vuslatına dîde temâşâsına kandı

 

Uyumakta olan kör talihim uyandı. O zalim sevgili yaptıklarından utandı. Bana sarılıp, mahmur ve baygın uzandı Gönlüm onunla kavuşmaya, gözüm seyretmeye kandı.

 

ZEKİ ÂRİF ATAERGİN  / SEGÂH / AĞIR AKSAK / ŞARKI

Hâk-sâr ettin beni çok firkatinle nâzenîn

Hasretin çün câna yetti bitmiyor âh ü enîn

Târümâr oldukça gönlüm titriyor sandım zemîn

Hasretin çün câna yetti bitmiyor âh ü enîn

Güfte: Sâdık Açar

 

 

Sevgili, beni ayrılığınla yerlere çok düşürdün. Hasretin canıma tak etti, ahlarım ve inlemelerim bitmiyor. Gönlüm darmadağın oldukça, yer yerinden oynuyor sandım. Hasretin canıma tak etti, ahlarım ve inlemelerim bitmiyor.

 

ŞEVKİ BEY / HİCAZ / AĞIR AKSAK / ŞARKI

Hâl-i nez’imde acırsın sevdiğim dinle beni

A benim rûh-i revânım seven ölsün mü seni

Firkat olmazsa dirîg eylemezem cân ü teni

A benim rûh-i revânım seven ölsün mü seni

 

Sevdiğim, sözlerime kulak ver, son nefesimde benim için üzülürsün sonra. A benim güzel sevgilim, seni seven ölsün mü dilersin? Senden ayrı olmazsam canımı senden esirger miyim hiç! A benim güzel sevgilim, seni seven ölsün mü dilersin?

 

 

TANBÛRÎ ALİ EFENDİ / HİCAZ / AĞIR AKSAK SEMÂÎ / ŞARKI

Hasret odu yaktı ciğerim ey ruh-i âlim

Bir kerre benim hâlimi sormazsın a zâlim

Günden güne efzûn oluyor dilde melâlim

Bir kerre benim hâlimi sormazsın a zâlim

Ey al yanaklım, hasret ateşi ciğerimi yaktı. A zalim, bir kere benim halimi sormazsın. Gönüldeki üzüntüm günden güne artıyor. A zalim, bir kere benim halimi sormazsın.

 

LEM’İ ATLI / HİCAZ / SEMÂÎ / ŞARKI

Hastayım yalnızım seni yanımda

Sanıp da bahtiyâr ölmek isterim

Mahmûr-ı hülyâyım câm-ı lebinden

Kanıp da bahtiyâr ölmek isterim

 

Bir olmaz emelin düştüm peşine

Vuruldum hüsnünün şen güneşine

Güzel gözlerinin aşk âteşine

Yanıp da bahtiyâr ölmek isterim

 

Tâliin kahrı var her hevesimde

Boğulmuş figanlar titrer sesimde

O güzel ismini son nefesimde

Anıp da bahtiyâr ölmek isterim

Güfte: Rıza Tevfik Bölükbaşı

 

Hastayım ve yalnızım, seni yanımda sanıp da mutlu ölmek isterim. Hülyadan sarhoş olmuş durumdayım; dudaklarının kadehinden içmeye kanıp da mutlu ölmek isterim.

 

Gerçekleşmesi imkânsız bir emelin peşine düştüm. Güzelliğinin şen güneşine vuruldum. Güzel gözlerinin aşk ateşine yanıp da mutlu ölmek isterim.

 

Her hevesimde talihin üzüntüsü var. Titreyen sesimde boğulmuş feryatlarım var. O güzel ismini son nefesimde anıp da mutlu ölmek isterim.

 

HACI ÂRİF BEY / RAST / CURCUNA / ŞARKI

Hâtırımdan çıkmaz asla ahd ü peymânın senin

Bin yemîn ettin a zâlim yok mu insâfın senin

Gönlümü yıktı temelden tîr-i müjgânın senin

Âşıkı mahveylemek mi lûtf-ı ihsânın senin

 

Verdiğin söz ve ettiğin yemin asla hatırımdan çıkmıyor. Ey zalim, bin yemin ettin; hiç insafın yok mu? Kirpiklerinin okları gönlümü temelden yıktı. Senin iyilik anlayışın âşıkını mahvetmek mi?

 

RİFAT BEY / SABÂ-ZEMZEME / CURCUNA / ŞARKI

Hayâl-i yâre değme girye dursun

Kurulsun sahn-ı çeşmimde otursun

Sipâh-ı aşk-ı cânân cân elinden

Dağılsın kol kol olsun ordu kursun

 

Haberdâr et sabâ ol gül’izârı

Bizim semtin erişti nev-bahârı

Eğer isterse seyr-i lâle-zârı

Açıktır sînemin bağı buyursun

Güfte: Yusuf Kenan Bey

 

Sevgilinin hayaline dokunma, gözümde bir gözyaşı gibi dursun. Sevgilinin aşk askerleri gönlünün ülkesinden çıkıp dağılsın ve kol kol ordular kursun.

 

Ey sabah rüzgârı, o gül bahçesini haberdar et ki, bizim semtin ilkbahar mevsimi geldi. Eğer lâle bahçesini seyretmek istiyorsa buyursun gelsin, kalbimin bahçesi emrine âmâdedir.

 

TAB’Î MUSTAFA EFENDİ / SÂZKÂR / ZENCÎR / BESTE

Hemîşe dilde sühân elde sâz kârımdır

Terâne-senc-i nevâ-âgaz gam-güsârımdır

Makam-ı Rast’dan ifrâz ehl-i sevdâya

Benim bu beste-i zencîr bergüzârımdır

Güfte: Tab’î Mustafa Efendi

 

İşim daima, dilde söz ve elde sazdır. Musikiye başlarken nağmeleri tartmak, üzüntülerimi dağıtır. Rast makamından çıkan Zencîr usûlündeki bu bestem, sevdayı bilenlere armağanımdır.

 

TANBURÎ ALİ EFENDİ / SÛZİDİL / AKSAK / ŞARKI

Her bir bakışında neş’e buldum / Ben gözlerinin esîri oldum

Tîr-i nigehinle âh vuruldum / Ben gözlerinin esîri oldum

 

Her bir bakışında neşe buldum. Ben, gözlerinin esiri oldum. Bakışlarının okuyla vuruldum. Ben, gözlerinin esiri oldum.

 

 

ITRÎ / BÛSELİK / HAFÎF / BESTE

Her gördüğü perîye gönül mübtelâ olur

Ammâ demez ki sonra görünmez belâ olur

Düş sâye gibi pâyine o nahl-i nev-resin

Bir gün olur ki meyve-i mihr ü vefâ olur

 

Gönül; bilinmez bakarsın belâ olur, diye düşünmeden, tedbirsizce, her gördüğü güzele tutulur. Ey gönül, o taze fidanın ayağına gölge gibi düş; bir gün gelir, şefkatin ve vefanın meyvesi yetişir onda.

 

 

 SUBHİ ZİYÂ ÖZBEKKAN / UŞŞAK / AKSAK / ŞARKI

Her şey bu zamân evinde nâçâr geçer

En geçmeyecek gönül geçer yâr geçer

Yalnız günübirlik çağırır bir kapıdan

Akşam kimi bitkin kimi bîzâr geçer

Harman yeri er geç dağılır bağ bozulur

Bülbülde nefes kalsa da gülzâr geçer

Güfte: Cemal Ethem Yeşil

Çaresiz, zaman denilen bu evde her şey geçer. En geçmeyecek sanılan gönül ve sevgili geçer. Yalnız bir kapıdan günübirlik çağırır; akşam, kimi bitkin, kimi küskün geçer. Harman yeri er geç dağılır, bağ bozulur. Bülbülde nefes kalsa bile gül bahçesinin mevsimi geçer.

 

KAPTANZÂDE ALİ RIZA BEY / KÜRDÎLİHİCAZKÂR / SENGÎN  SEMÂÎ / ŞARKI

Her tel saçı bir ter dudağın değdiği yerdir

Uslanmadı yaşlanmadı hayret senelerdir

Bir gül ki henüz gonca gibi râyihâ-verdir

Uslanmadı yaşlanmadı hayret senelerdir

Onun her tel saçı bir körpe dudağın değdiği yerdir. Hayret ki senelerdir uslanmadı ve yaşlanmadı. O, gonca gibi kokular saçan bir güldür. Hayret ki senelerdir uslanmadı ve yaşlanmadı. 

GİRİFTZEN ÂSIM BEY / HİCAZ / AKSAK / ŞARKI

Her zahm-ı ciğer-sûze devâ-kâr aranılmaz

Açsan da ciğer-gâhını yâre yaranılmaz

Eller sarılır zülf-i perîşân taranılmaz

Açsan da ciğer-gâhını yâre yaranılmaz

 

Her yanan kalp yarasına çare bulunmaz. Gönlünün en derinini açsan da sevgiliye yaranamazsın; çünkü sevgili öyle vefasızdır ki gider başkalarına sarılır da, senin perişan saçlarını taramaz. Gönlünün en derinini açsan da sevgiliye yaranamazsın.

 

ZEKÂİ DEDE / HİCAZKÂR / LENKFAHTE / BESTE

Hicr-i lebinde yârin bir dil ki oldu nâhoş

Cem sunsa gönlün etmez câm-ı cihan-nümâ hoş

Her rûz ü şeb gönülden cânânımın hayâli

Gitmez ise efendim benden yana hevâ hoş

Güfte: Nazîm

 

Gönül, sevgilinin ayrılık öpüşüyle mahvoldu. Şarabı icat eden Cem gelip dünyayı gösteren kadehi sunsa gönlümü hoş edemez. Gece gündüz gönlümden sevgilinin hayalinin gitmemesi ne güzeldir.

 

ŞEVKİ BEY / HÜSEYNÎ / TÜRK AKSAĞI / ŞARKI

Hicrân oku sînem deler / Olmaktadır hâlim beter

Bu iftirâk artık yeter / İnsâfa gel ey şîve-ger

Bir gün olur çağın geçer

 

Ben âşıkım bî-iştibâh  / Aşkım benim oldu tebâh

Rahmetmemek gayet günâh / İnsâfa gel ey şîveger

Bir gün olur çağın geçer

Güfte: Mehmed Sâdi Bey

 

Ayrılık acısı, göğsümü ok gibi deliyor. Halim çok fena oluyor. Bu ayrılık perişanlığı artık yeter! Ey cilveli sevgili! İnsafa gel, bir gün olur senin de çağın geçer.

Ben, hiç şüphesiz ki aşkı harap olmuş bir âşığım. Bu halime acımamak büyük günahtır. Ey cilveli sevgili, insafa gel, bir gün olur senin de çağın geçer.

LEM’İ ATLI / KARCIĞAR / AĞIR AKSAK / ŞARKI

Hüsnüne etvâr-ı nâzın şân senin

Bende tâkat kalmadı fermân senin

İhtiyârım gitti elden cân senin

Bende tâkat kalmadı fermân senin

Güfte: Reşit Mümtaz Paşa

Senin güzelliğine, nazlı tavırların şandır. Bende derman kalmadı, emir senindir. Direncimi yitirdim, can senindir. Bende derman kalmadı, emir senindir.(Bu şarkı, bestekârın henüz 14 yaşındayken bestelediği ilk eseridir.)